Tag: çet



10 Mar 10

Türkiye nükleer santralde rotayı Güney Kore’ye kırdı!
Güney Kore ile Türkiye arasında Sinop nükleer santralının kurulması için anlaşma imzalandı.
Güney Kore ile Türkiye arasında Sinop nükleer santralının kurulması için anlaşma imzalandı. İmzanın ardından konuşan Başbakan Erdoğan, Güney Koreli konuklara sitem etti ve milyar dolarlık ticaret hacmi olan ülkeler arasında kardeş ülke Güney Kore’nin olmadığını vurguladı

Mersin-Akkuyu’ya nükleer santral yapılması için Rusya ile görüşmeler sürerken, Sinop’a kurulması planlanan ikinci nükleer santral için de Güney Kore ile anlaşmaya varıldı.

Güney Kore Elektrik Enerjisi Şirketi (KEPCO) ile Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ) arasında, nükleer enerji alanında işbirliği anlaşması imzalandı.

Sinop’a nükleer reaktör yapımı konusunda geçtiğimiz haftalarda görüşmeler yapan ve Sinop’ta incelemelerde bulunan KEPCO, geçtiğimiz ay da Birleşik Arap Emerliklerinde açılan 20 milyar dolar değerinde 4 reaktörden oluşacak nükleer santral ihalesini kazanmıştı.

Türkiye ile Kore arasında fiziki olarak önemli bir mesafe var. Kore Asya’nın en doğu ucunda, Türkiye’de en batısında. Ancak bu uzaklığa rağmen iki ülke tarihi kültürel ve ticari manada bir çok ortak paydaya da sahip. Dil bilimciler, Türkçe ve Korece’nin aynı dil ailesine mensup olduğunu, her ikisinin de Ural Altay dil kolunun bir üyesi olduğunu belirtiyorlar.

ERDOĞAN’DAN SİTEM

Anlaşmanın imzalandığı Türkiye-Güney Kore İş Forumu’nda konuşan Başbakan Tayyip Erdoğan, bir konuşma yaptı. Erdoğan kendilerini kardeş olarak tanımlayan iki ülke arasındaki ticaret hacminin düşüklüğüne dikkat çekti. İşte Erdoğan’ın Güney Kore liderine ve işadamlarına sitem ettiği konuşmadan satırbaşları:

Ticari ilişkiler boyutunda Kore’yle sağlam ilişkilerimiz mevcut. Bizi yakınlaştıran önemli unsurlardan birisi de Kore Savaşı. O nedenle bundan 60 yıl önce Koreli arkadaşlarıyla aynı safta savaşırken hayatlarını kaybeden şehitlerimiz, esasen sizlerin de evlatlarıdır.

Bugün Anadolu’nun kentlerini kasabalarını dolaştığımızda, bir çok yerde

Koreli Ahmet’in kıraathanesi, Koreli’nin lokantası gibi. Ya kendisi hala o dönemi yaşamış insandır, yada babası gidip dönmemiştir. Bunlar sembolikte olsa o yıllarda savaşan gazilerimizin, Anadolu insanının Kore halkına beslediği samimiyetin tezahürüdür.

1999′daki deprem felaketi sonrasında, Kore halkının bizlere uzattığı yardım elini hiçbir zaman unutmayız. 2002 dünya kupasında Koreli futbol severlerin Türk milli takımını kendi takımları gibi desteklemesini nasıl unutabiliriz?

Yarı final maçımızdan sonra Türk ve Koreli oyuncuların el ele vererek tribünleri selamlamasıyla yaşadığımız duygu yoğunluğunu hangi cümlelere sığdırabiliriz?

Türkiye’de hükümetimizin uyguladığı ekonomik reformlar sayesinde küresel finans krizinden en az etkilenen ülkeler arasında yer aldık. Son 7.5 yılda gerçekleştirdiğimiz reformlar ekonomiyi desteklerken, ekonomide de tarihi reformlara imza attık. Bankacılık, finans ve mali sektörde önemli düzenlemeler yaptık. 7.5 yılda girdiğimiz 3 seçim ve bir referandumdan mali uygulamadan asla taviz vermedik.

Küresel ticaret 2009 yılında ciddi şekilde daralırken, Türkiye 97 milyar dolarlık ihracat rakama ulaşmayı başardı. Turizmde başarılı bir performans sergiledik. 2007′de turist sayısı 23 milyon, 2008′de 26 milyona, 2009′da ise krize rağmen 27 milyona ulaşmıştır.

Eylül 2008′den itibaren dünya genelinde 37 ülkenin kredi notu 95 kez düşürüldü. Yalnızca 17 ülke için not artırımı yapıldı. Türkiye bu 17 ülke arasında yer aldı ve son 2 ay içinde dört ayrı kuruluş tarafından kredi derecesi yükseltilmiştir. Türkiye ekonomisi 2010 için bizim büyüme tahminimiz yüzde 3.5.

Ulusal ve uluslar arası yatırım ortamını güçlendirmek için tarihi nitelikte düzenleme yaptık. 2003 yılına kadar Türkiye’nin çekmiş olduğu yatırım miktarı 1 milyar dolarken, 2009′da 22 milyar dolara yükselmiştir.

Türkiye’nin 2009′daki ihracat rakamı 103 milyar dolar. Türkiye ile Kore arasındaki rakam ise 500 milyon dolar. Bu rakamın çok az olduğunu belirtmek zorundayım. Bu rakam ne tarihimize ne de kardeşliğimize yakışmıyor. Bu rakamın daha da artacağı konusunda şüphem yok.

Koreli yatırımcıları daha çok yatırım yapmaları konusunda bir an önce Türkiye’ye gelmelerini bekliyoruz. Biz buna hazırız.

Önümüzdeki dönemde Anayasa’da yapacağımız değişikliklerle, reformlarla Türkiye’nin ufkunu biraz daha büyüteceğiz.

Turizm konusunda ise 2008 yılında Kore’den Türkiye’ye gelen turist sayısı 120 bin iken bu rakam 2009′da 89 bine düşmüştür. Açıkçası bu yüzde 25′lik düşüşün ekonomik krize bağlı olduğunu düşünüyorum, düşünmek istiyorum.

Sinop’ta kurmayı planladığımız nükleer santralle ilgili koreyle işbirliği için bir mutabakatı arkadaşlarımız bugün imzaladılar.


Kategori: Haberler

Trackback Uri






10 Mar 10

Türkiye’de kaç tane milyoner var? İşte mevduatlarda yatan sır!
Mevduat bankalarında 67 milyon 750 bin hesapta, toplam 485 milyar 437 milyon liralık mevduat bulunuyor
Bu mevduatın da 204 milyar 227 milyon lirası (yani yüzde 43.4′ü) yüksek montanlı (1 milyon lira ve üzeri) mevduattan oluşuyor.

29 bin ‘milyoner’ var

1 milyon ve üzerindeki bu tutar 28 bini yurtiçi yerleşik, bini de yurtdışı yerleşiklere ait olmak üzere toplam 29 bin mudi bulunuyor. Geçen yılın aynı döneminde toplam mevduat tutarı 434 milyar 452 milyon lirayken, 1 milyon lira ve üzerindeki hesap sayısı ise 28 bindi.

Ocak 2010 verilerine göre, 67 milyon 750 bin adet mevduatın (485 milyar 437 milyon lira), 67 milyon 340 bin adedi (469 milyar 970 milyon lirası) yurtiçi yerleşik mudilere, 410′unu da (467 milyar 467 milyon lirası) yurtdışı yerleşik mudilere ait bulunuyor.

Yurtiçi yerleşiklerin 470 milyar lira tutarındaki toplam mevduatının 198 milyar 774 milyon lirası tasarruf hesabında, 149 milyar 448 milyon lirası döviz tevdiat hesabında, 19 milyar 452 milyon lirası resmi kuruluşların mevduatı, 101 milyar 303 milyon lirası ticari ve diğer kuruluşların mevduatından oluşuyor.

Mevduat bankalarında yer alan mevduatın 70 milyar 409 milyon lirası vadesiz, 141 milyar 946 milyon lirası 1 aya kadar, 239 milyar 460 milyon lirası 1-3 ay arası vadelerden oluşuyor. 3-6 ay arası vadeli mevduat 15 milyar 369 milyon lirayken, 6-12 ay arası 6 milyar 905 milyon lira bulununuyor. Bir yıl üzerindeki vadede ise 11 milyar 348 milyon lira var.


Kategori: Haberler

Trackback Uri






10 Mar 10

manset ic 211843 Mersini Ruslar, Sinopu Koreliler inşaa edecek
Enerji Bakanı Yıldız, nükleer santrallerle ilgili önemli açıklamalarda bulundu

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, ön görüşmeler itibariyle Mersin’de Ruslar, Sinop’ta Güney Koreliler’in nükleer santrali yapacağının söylenebileceğini bildirdi.

Yıldız, ”Türkiye-Kore İş Forumu”nun ardından gazetecilerin sorularını yanıtlarken, ”Nükleer santrali, Mersin’de Ruslar, Sinop’ta Güney Koreliler yapıyor diyebilir miyiz?” sorusuna, ”Şu anda ön görüşmeler itibariyle, bu dediğiniz doğru, Ancak, Sinop’a ABD, Kanada, Japonya, Fransa orijinli herhangi bir firmanın teklifi olması halinde, aynı benzer çalışmalara açık olduğumuzu bir kez daha sizler vasıtasıyla kamuoyuna iletmiş olayım” karşılığını verdi.

Enerji strateji ve belgesinde sunulduğu gibi nükleer güç santrallerinin, Türkiye’ye kazandırılması gerektiği görüşünü dile getiren Yıldız, 2023 yılında en az 2 iki bölgede nükleer güç santrallerini tamamlamış, işletmeye almış ve oradan elektrik üreten bir ülke haline gelmek gerektiğini söyledi.

Yıldız, bu projelerin uzun vadeli olduğuna değinirken, farklı ülke firmalarının gelmesi halinde sürecin işleyişine ilişkin olarak, firmalarla iyi niyet anlaşmalarının, deklarasyonların yapılacağını, ayrı ekip kurulacağını, ayrı ekibin mevzuatla ve hedef fiyatla ilgili çalışmalarını ayrı ayrı platformlarda yapacağını ve onların sunduğu rapora göre kendilerinin değerlendirmelerini yapıp, karar vereceklerini anlattı.

Mersin’de 4 ekibin çalıştığını bildiren Yıldız, sürecin ne zaman tamamlanacağına ilişkin soru üzerine, Güney Kore’nin kendilerinden 4 ay süre istediğini ve temel bir rapor hazırlayacağını açıkladı.

Yıldız, Güney Kore’nin hazırlık safhasının en az 1,5-2 yıl alacağını söylediğini aktarırken, ”Biz de diyoruz ki, bu çalışmaları daha da hızlandıracak bir sürece girelim” dedi.

Bakan Yıldız, bu şartlarda mutabık kalınması ve ülke çıkarlarının, yapılacak anlaşmalarla örtüşmesi halinde bu anlaşmalara devam edileceğinin altını çizdi.

 ”2010 YILINDA ÖNEMLİ ÖLÇÜDE BİTİRMEYİ PLANLIYORUZ” 

Elektrik özelleştirmelerinin 2011 yılına sarkıp sarkmayacağına ilişkin bir soruya Yıldız, ”2010 yılında önemli ölçüde bitirmeyi planlıyoruz” dedi.

Taner Yıldız, 2010 yılının hem nükleer güç santralleri kararlarının verilmesi, hem dağıtım hem üretim şirketlerinin özelleşmesiyle, gaz dağıtımlarıyla, kontrat devirleriyle, mevzuatla ilgili önemli bir dönüm yılı olacağını belirtti.

Güney Akım’la Nabucco’nun birleştirilmesi halinde, altyapı maliyetlerinin düşüp, düşmeyeceğine ilişkin olarak Yıldız, her iki projeye de ihtiyaç hissedildiğini, ortaklarla beraber konunun, tekrar görüşülebileceğini söyledi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, ”Nükleer konusunda çevrecilerin direnişini nasıl kıracaksınız?” sorusu üzerine de enerji politikalarını uygularken, çevre dengesini gözettiklerini, SİT’lerden, tabiat, kültür varlıklarından olmazsa olmaz noktalar varsa, bunun kararının birlikte alınacağını bildirdi.


Kategori: Haberler

Trackback Uri






10 Mar 10

meedd İlaç krizi bu hafta bitiyor

Aksaklıklar rayına oturacak…

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) Mart ayında yürürlüğe giren ve eczanelerde ilaca ulaşımı sağlayan yeni provizyon sisteminde yaşanan aksaklıkların bu hafta itibariyle rayına oturmasının öngörüldüğü bildirildi.

Henüz hazır olmayan bir sistem devreye sokulduğu gerekçesiyle eleştirilere maruz kalan yeni sistem hakkında AA muhabirine değerlendirmede bulunan SGK İzmir İl Müdür Vekili Mustafa Keskin, bu konuyla ilgili bilgi karmaşası olduğunu söyledi.

SGK’nın, iki ayrı sistem üzerinden sigortalılara verdiği sağlık hizmetinin ay başında değiştirilerek, tek bir sistem altında toplandığını hatırlatan Keskin, şöyle devam etti:

“SGK’daki eski sistemin birinci ayağı, sağlık hizmeti sunucuları dediğimiz hastane ayağıydı. Buna MEDULA Sistemi deniyordu. Yani bir sigortalımız hastaneye gittiğinde onun tüm işlemleri bu sistem üzerinden yapılıyordu. Hastaneler de faturalarını bu sistem üzerinden veriyordu. İkinciyse eczane ayağı, yani eczane provizyon ayağıydı. Aynı kurumun sağlık işleri iki ayrı bilgisayar sistemi üzerinden yürütülüyordu. Eczane provizyon sistemi 20 yıldan beri kullanılıyordu ve artık eskimişti. Bu sistemleri birleştirerek yerine yeni bir sistem kurduk ve adına da MEDULA Provizyon Sistemi dedik.”

Yeni sisteme göre, eczanelerin, SGK’da tanımlı doktorlar tarafından yazılan reçeteleri artık elden vermeyeceğini, doktorun reçeteyi sistemden yazacağını anlatan Keskin, hasta eczaneye geldiğinde, kimlik numarasını söylemek suretiyle sisteme girileceğini ve yazılan reçetenin görüleceğini aktardı.

Keskin, “Bu, aynı zamanda suiistimalleri de önleyecek. Hasta reçete taşımayacak ve reçete üzerinde değişiklik, oynama yapma imkanı ortadan kalkacak” dedi.

Artık kardiyoloji bölümünde tanımlı bir doktorun böbrek ilacı yazamayacağını da ifade eden Keskin, yazılsa dahi vatandaşın eczanede bunu alamayacağını vurguladı.

“YENİ SİSTEM SANİYEDE 300 İŞLEM YAPABİLİYOR”

Bir gün 8 saat kabul edildiğinde, yeni sistemin saniyede 300 işlem yapabildiğini belirten Keskin, “Sistem, bir günde 8,5 milyon işlem yapma kapasitesine sahip. Bizim Sosyal Güvenlik Kurumu olarak bir günde yaptığımız işlem sayısı, yeşil kartlılarla beraber 1,5 milyon. Yani çok rahat bizim yaptığımız işlemleri karşılayabilen bir sistem” diye konuştu.
1 Mart 2010 itibariyle sisteme geçiş aşamasında, bazı sorunlar yaşandığını dile getiren Keskin, bunların aslında bilgisayar ve sistemden kaynaklanan sorunlar olmadığını vurguladı.

Keskin, şu görüşleri aktardı:
“Biz tüm sağlık hizmet sunucularına, özel, devlet ve üniversite hastanelerine daha önceden duyurular yapmıştık. Demiştik ki, ‘Çalışan doktorlarınızı sisteme tanımlayın. Aksi takdirde hasta eczaneye gittiğinde tanımlanmamış bir doktor tarafından yazılan bir reçeteyi, bu sistem kabul etmeyecek’. Ama maalesef ikinci basamak ve üçüncü basamak sağlık kurumlarının bir bölümü, bazı doktorlarını sisteme tanımlayamadılar, tanımlamakta geciktiler. Sistemde tanımlı olmadığı için eczaneye gelen vatandaşlarımız, tanımlanmamış bir doktor tarafından yazılan reçeteyi sistemin ödememesiyle karşılaştı. Yani sorun tamamen bundan kaynaklanıyor.”

“VATANDAŞLARIMIZDAN BİRAZ SABIR BEKLİYORUZ”

Sistemin uygulamaya başlamasının ardından, 3 Mart tarihinde Türkiye genelinde 980 bin tane vatandaşın işleminin yapıldığını, ertesi gün daha az sıkıntı yaşandığını dile getiren Keskin, “Vatandaşlarımızdan biraz sabır, biraz anlayış bekliyoruz. Çünkü bu sistem; hem kendileri, hem SGK, hem de Türkiye için modern ve güzel bir sistem. Bu hafta sorunlarımızın biteceğini düşünüyoruz” diye konuştu.

Mustafa Keskin, kare kod uygulamasına da değinerek, ilaçlara verilen kimlik olarak tanımlanan kare kod uygulamasının, eczanelerde altyapı hazırlıkları tamamlanmadığı için 16 Mayıs 2010 tarihine ertelendiğini hatırlattı.
Bu sistemle, ilaç suiistimalinin ortadan kalkacağını belirten Keskin, “Her ilacın bir kimliği olacak, fabrikadan çıktığı an sistemde kimlik tanımlanacak, eczaneden satış yapıldığında da sistemden çıkacak. Aynı ilacın bir daha sisteme girmesi mümkün olmayacak. Böylece, barkod satmalar, sahte barkod uygulamalarının tamamen önüne geçecek” dedi.
Keskin, SGK borcu olan belediyelerle ilgili olarak da, şu an İzmir genelinde borcu bulunan 76 belediyenin bir ödeme planı çerçevesinde kurumla anlaşma sağladığını aktardı.


Kategori: Haberler

Trackback Uri






10 Mar 10

20 dakikadan fazla aynı pozisyonda durmak boyun fıtığına yol açıyor.Günlük hayatın vazgeçilmezleri arasında yer alan bilgisayarlar, masa başında işleri kolaylaştırıyor. Ancak uzun süre başın öne eğik şekilde kalması boyun ve sırt ağrılarını da beraberinde getiriyor.Günlük hayatın vazgeçilmezleri arasında yer alan bilgisayarlar, masa başında işleri kolaylaştırıyor. Ancak uzun süre başın öne eğik şekilde kalması boyun ve sırt ağrılarını da beraberinde getiriyor. Tedavi edilmediği takdirde boyun fıtığına dönüşen bu rahatsızlıklara karşı uzmanlar, “Bakış açınızı ve oturuş pozisyonunuzu 20 dakikada bir değiştirin.” tavsiyesinde bulunuyor.

Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Onur Çiçek, masa başında uzun süre çalışmak zorunda olan kişiler ve şoförlerin boyun ve sırt ağrılarını önemsemesi gerektiğini belirtti. Çiçek, ciddiye alınmayan ağrıların ilerleyen zamanlarda boyun fıtığına dönüşme riskinin çok yüksek olduğunu vurguladı.

Bilgisayar karşısında başı öne eğik şekilde uzun süre çalışanların ortak sorununun boyun ve sırt ağrıları olduğunu belirten Op. Dr. Onur Çiçek, “Belli bir pozisyonda başı öne eğik şekilde 20 dakikadan fazla çalışmak zorunda olan kişilerde ilk önce şiddetli boyun ve sırt ağrıları baş gösteriyor. Dikkat edilmediği takdirde boyun düzleşmesi meydana gelebiliyor. İlerleyen safhalarda hala gerekli tıbbi müdahaleler yapılmamışsa boyun fıtığı ve kireçleme rahatsızlığı kaçınılmaz oluyor.” uyarısında bulundu.

“Masa başında çalışmak zorunda olan kişilerin yanı sıra şoförler de risk altında” diyen Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Çiçek, boyun fıtığına yakalanmamak için alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı: “Bakış açınızı ve oturuş pozisyonunuzu 20 dakikada bir değiştirin. Doktorunuzun tavsiye ettiği egzersizleri uygulayın. Kol destekli bir sandalyede, omuzlarınız geride ve ayaklarınız yere değecek şekilde oturun. Sırtınıza ve belinize arkadan destek verin. Ensenize de bir yastık ile destek sağlayın.”

SON ÇARE AMELİYAT
Boyun fıtığı teşhisi konulan hastalara en son olarak cerrahi yöntem uyguladığını dile getiren Op. Dr. Onur Çiçek, şu bilgileri verdi: “Hastaların büyük çoğunluğu için yatak istirahatı, ilaç tedavisi veya fizik tedavi yeterli geliyor. Başlangıçta şiddetli ağrı varsa istirahat ve ilaçlar, ağrı azaldığı dönemde ise fizik tedavi programı öneriyorum. Akut dönemdeki boyun zedelenmelerinde de kısa süreli kullanım için boyunluk verilebiliyor. Ancak uzun süre boyunluk kullanılması boyun kaslarını zayıflatacağı için önerilmiyor. Bunların dışında bazı seçilmiş olgularda enjeksiyonlar yapılarak ağrı azaltılabiliyor..


Kategori: Haberler

Trackback Uri






10 Mar 10

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, ‘Biz Kendi Reçetemizi Kendimiz Yazdık. Bundan Dolayıdır Ki ‘IMF ile Stand -By Anlaşması Yapmayacağız’ Dediğimiz Halde Bakın Ne Borsada Ne Dövizde En Ufak Bir Oynama Olmadı, Olmayacak da’ Dedi.

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, ”Biz kendi reçetemizi kendimiz yazdık. Bundan dolayıdır ki ‘IMF ile stand-by anlaşması yapmayacağız’ dediğimiz halde bakın ne borsada ne dövizde en ufak bir oynama olmadı, olmayacak da” dedi.

Bakan Çağlayan, 2009 Yılı Başarılı İhracatçılar ödül töreninde yaptığı konuşmada, ihracatın Türkiye’nin büyüme, istihdam ve üretim motoru olduğunu ifade ederek, ”Türkiye için ihracat olmazsa olmazdır” dedi.

Çağlayan, IMF ile ilgili gelişmelere ilişkin olarak da şunları kaydetti:

”IMF konusunda Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanına katılıyorum. Aslında Türkiye 2009 kriziyle çok önemli stres testinden geçti. IMF de bunun en güzel göstergelerinden biri olmuştur. Türkiye eski Türkiye değil, IMF’nin bunu bilmesi gerekir. Eski Türkiye geride kaldı. Şimdi yeni bir Türkiye var. İhracatını 100 milyar doların üzerine çıkarmış ve dünyanın 2050 yılında 5 süper starından biri olarak gösterilen bir ülkedir. Böyle bir ortamda Türkiye’nin menfaatleri IMF ile anlaşmayı gerektiriyorsa anlaşmayı imzalarız. IMF konusu Türkiye’nin artık eski Türkiye olmadığını, mali disiplini, bütçe disiplinini fazlasıyla önemsemiş ve bu konuda artık kendi işini kendi yapan bir hükümetin olmasıyla beraber IMF’nin desteğine ihtiyaç duymaksızın bu kriz çerçevesinde, dünyanın sıfırcı hocaları diye söylenen derecelendirme kuruluşlarından bile pozitif derece almış bir ülke. Bugün gerek bütçe açıklarında, gerek Türkiye’nin borçlarında hiç kimsenin bize reçete vermesine gerek yok. Biz kendi reçetemizi kendimiz yazdık. Bundan dolayıdır ki ‘IMF ile stand-by anlaşması yapmayacağız’ dediğimiz halde bakın ne borsada ne dövizde en ufak bir oynama olmadı, olmayacak da.”

Merkez Bankası’nın kur politikasına da değinen Çağlayan, ”Bağımsız olarak ifade edilen Merkez Bankası bizlerin, sizlerin söylediği kur politikasını görüp, proaktif davranabilseydi, bu faiz politikası maalesef Türkiye’yi, döviz politikası da ihracatımızı olumsuz etkilemiştir. İddia ederek söylüyorum; eğer Türkiye bugün rekabetçi kur avantajını yakalamış olsaydı, biz sizlerle şimdi 200 milyar dolar ihracatı konuşuyor olacaktık” dedi.


Kategori: Haberler

Trackback Uri






9 Mar 10

melisa sozen ŞENER ŞEN İLE CEM YILMAZ’IN BAŞROL PAYLAŞACAĞI SİNEMA FİLMİNİN KADIN OYUNCUSU DA BELLİ OLDU!.. ŞENER ŞEN İLE CEM YILMAZ’IN BAŞROL PAYLAŞACAĞI SİNEMA FİLMİNİN KADIN OYUNCUSU DA BELLİ OLDU!..

Şener Şen ile Cem Yılmaz’ın başrol oynayacağı Yavuz Turgul imzalı sinema filminin çekimleri nisan ayında başlıyor .. continue reading ..


Kategori: Haberler

Trackback Uri






4 Mar 10

meme Genç kadınlarda meme kanseri riskine dikkat!

Oran her geçen gün artıyor…

Meme kanseri son yıllarda artan rakamlarıyla hemen hemen her kadının korkulu rüyası haline geldi. Halbuki erken teşhis ve doğru tedavi sayesinde meme kanserinden kurtulmak mümkün.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Didem Öncel Yakar, “Genç kadınlarda meme kanseri riski ve tedavide uygulanan cerrahi yöntemler” hakkında bilgi verdi.

2010 Yılında 500 Bin Kadın Meme Kanseri Nedeniyle Hayatını Kaybedebilir

Meme kanseri tüm kadın kanserlerinin % 23’nü oluşturmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre, 2010 yılında meme kanserli yeni hasta sayısı 1500, meme kanserinden kaybedilebilecek kadın sayısı 500 000 civarında öngörülüyor.

Genç Kadınlarda Meme Kanseri Riski

Tüm meme kanserlerinin yaklaşık %3’ü 35 yaş altı kadınlarda görülür. Genç kadınlarda seyrek görülmekle birlikte; bu yaş grubunda görülen kanserler daha kötü seyirlidir. Özellikle çalışan kadınların çocuk sahibi olma yaşını geciktirmesinden dolayı, gebelik sırasında görülen meme kanseri oranının daha da artması beklenmektedir.

Doğum Kontrol Hapları Riski Artırabiliyor

Günümüzde genç kadınlarda meme kanseri gelişimini öngörebilecek herhangi bir tetkik yoktur. Ailede meme kanseri hikâyesi olması, genetik ve çevresel faktörler, başka bir hastalık nedeniyle göğüs bölgesini içeren ışın tedavisi uygulanması, doğum kontrol hapı kullanılması, gebelik gibi nedenlerin farklı derecelerde etkili risk faktörü oldukları düşünülmektedir.

Tanı Konulan Yaştan 10 Yıl Önce Tarama Başlamalı

Uzmanların önerisi; 20–30 yaş grubunda aylık kendi kendine muayene, 3 yılda bir klinik muayene ve 40 yaşından başlayarak yıllık iki taraflı mamografi uygulanması yönündedir. Ortak bir kabul olmamakla birlikte ailesinde menopoz öncesi dönemde meme kanseri hikâyesi olan kişilerde tarama mamografisinin akrabalarına tanı konulduğu yaştan 10 yıl önce başlatılması da öneriler arasındadır.

Meme Kitlesi Nasıl Değerlendirilir?

Standart olarak meme muayenesi, mamografi, meme ultrasonu ve biyopsi tetkikleri bir arada kullanılmaktadır. Bu tetkiklerinin sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi ile kitlenin kanser olup olmadığı büyük doğruluk oranı ile saptanabilir.

Nasıl Tedavi Edilir?

Meme kanseri; ameliyat ve ameliyat sonrası destekleyici ilaçların kullanılması ile tedavi edilir. Ameliyat yöntemi kanserin boyutuna ve hastanın özelliklerine göre belirlenir. Mevcut kitlenin etrafındaki bir miktar sağlam doku ile çıkarılarak memenin bütünlüğünün korunması sağlanabilir. Meme koruyucu ameliyata uygun olmayan hastalarda ise memenin tamamı alınır. Çıkarılan kitlenin hücresel özellikleri belirlendikten sonra uygun ilaç tedavisi düzenlenir.


Kategori: Haberler

Trackback Uri






4 Mar 10

 

zubeyirPKK Belçikada büyük baskın! PKK başkanı Zübeyir Aydar gözaltında!
25 farklı noktada 300 polis Belçika’da PKK noktalarına operasyon düzenledi, Roj TV stüdyoları basıldı. İşte ayrıntılar

İtalya’nın geçtiğimiz hafta PKK kamplarına yaptığı baskından sonra bugün yeni operasyon haberi Belçika’dan geldi.

Başta başkent Brüksel, Antwerpen ve Charleroi olmak üzere Belçika’nın beş kentinde eşzamanlı baskınlar gerçekleşti.

25 farklı PKK noktasının hedef alındığı operasyona 300 federal polis katıldı. Operasyonda aralarında PKK Kongra-Gel Başkanı Zübeyir Aydar ve Remzi Kartal’ın da bulunduğu örgütün üst düzey 30 yöneticisi gözaltına alındı.

ROJ TV STÜDYOLARI BASILDI

Operasyonlarda Roj TV ve Mezopotamya Radyo stüdyoları da basıldı ve stüdyolar arandı. Roj TV bürolarına yapılan baskınlarda vergi memurları da hazır bulundu.

Operasyon sonucunda örgütün Belçika yapılanmasıyla ilgili birçok belge ve bilgiye ulaşıldı.

Konuyla ilgili Belçikalı makamların bugün basın toplantısı düzenlemesi bekleniyor. Operasyonun akşam saatlerine kadar süreceği bilgisi de veriliyor..


Kategori: Haberler

Trackback Uri






2 Mar 10

sedasohbet75 SEVDA DEMİREL ETİLER NİSPETTE SAHNE ALACAKSEVDA DEMİREL E
“Uyanma Vakti” adlı albümüyle müzikseverleri kalplerinden yakalayan Sevda Demirel, yarın akşam Etiler Nispet’te sahne alacak..
SEVDA DEMİREL ETİLER NİSPET TE SAHNE ALACAK
HABERE AİT DİĞER FOTOĞRAFLAR (3)

“Uyanma Vakti” adlı albümüyle hayranlık uyandıran Sevda Demirel her salı Etiler Nispet’te sahne alacak..

Sevda Demirel dans showlarıyla açacağı programında hem albümü “Uyanma Vakti”nden şarkıları hem de günün sevilen şarkılarını seslendirecek..
(Visited 1 times, 1 visits today)


Kategori: Haberler

Trackback Uri